NELER YAPABİLİRİZ ?

NELER YAPABİLİRİZ ?

NELER YAPABİLİRİZ ?

Çocuğumuza yardım etmek için biz ne yapabiliriz?

 

Çocuk, yaşayabileceği olası sorunlar hakkında uygun bir dille bilgilendirilmelidir; bununla beraber, anne-babasının destek ve anlayışına her zaman güvenebileceğini bilmelidir.

 

Ev, çocuğun kendini güvende hissettiği bir yer olmalıdır.

 

Okuldan eve gelir gelmez, “Okul nasıldı?” gibi sorular sormak doğru değildir.

 

Evdeki günlük hayat; düzenli olarak, ona görevlerinin açıklamasını yapıp bunları organize etmesine yardımcı olarak ve açık talimatlar vererek kolaylaştırılabilir.

Çocuğa düzenli olarak yerine getirmesi gereken küçük sorumluluklar vermek, onun kendisine olan güvenini arttırır.

Çocuklar okumayı okuyarak öğrenir!

Çocuğunuzun okumayı öğrenmesine, onda okumaya yönelik ilgi uyandırarak yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğunuza kitap okumak, özellikle de onunla birlikte okumak iyi bir yöntemdir.

Beraber oyunlar oynayın. Masaüstü oyunları ile etkileşime dayalı oyunların hepsi; sorunları çözmek için gereken sosyal becerileri geliştirmesine, işleri sırasıyla yapmayı ve kendi kararlarını vermeyi öğrenmesine yardımcı olabilir.

 

Nereden yardım alabiliriz?

 

Disleksi ile ilgilenen birçok uzman grubu ve anne- babalardan oluşan birçok grup var.

Anne-babalar olarak konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmak önemlidir.

(Kitaplar, seminerler ve uzmanlarla yapılan görüşmeler).

Beklemek” doğru çözüm müdür?

Anne-babalara çoğunlukla beklemeleri tavsiye edilir. "Kendi kendine düzelir. Çocuk, zamanla, iyileşir..." Bunlar kötü birer tavsiyedir. Disleksi büyümeyle geçecek bir şey değildir!

 

Disleksisi olan bir insan, sorunlarıyla başa çıkmayı ve öğrenmiş olduğu telafi yöntemlerini kullanmayı öğrenir. Ne kadar erken yardım alınırsa, o kadar faydalı olur. Sürekli bir başarısızlık hali, motivasyon eksikliğine ve /veya başka olumsuz davranışlara (bir şeyleri yapmayı reddetmek vs.) yol açar. Bu dolaylı etkilerle baş etmek, genellikle, çoğu zaman daha zor bir hale gelir.

 

Peki ya, çocuğumuz saldırgan ya da içine kapanıksa?

 

Devamlı olarak başarısız olan ve aşağılanan çocuklarda, genellikle, davranış bozuklukları görülür.

Hatta psikosomatik semptomlar bile gözlenebilir.

Eğer, çocuk kendine güvenini yitirmişse, öğretmenlerinden ya da bir eğitim psikoloğundan yardım istenebilir.

 

Kardeşlerin kıskançlığıyla nasıl baş edebiliriz?

 

Kardeşlerin anlayış ve sempatilerini arttırmak için disleksik çocuğun durumunu onlara anlatmak önemlidir. Kardeşler arasında karşılıklı yardımlaşma desteklenmeli.

Disleksik çocuk sürekli olarak ağabey ve ablalarıyla karşılaştırılmamalı.

Disleksik çocuk anne-babasının çok zamanını alır, ancak diğer kardeşlerin bu yüzden ihmal edilmesi yanlıştır.

 

Çocuğumuza ödevinde yardımcı olmalı mıyız?

 

Çocuğun çalışabileceği, kendine ait bir yeri olmalı.

Çocuk, çalışmaya istekli olmaya teşvik edilmeli. Yardım gereklidir ama sadece “çocuğun, kendine yardım etmesine katkıda bulunan yardımlar”.

Çocuğunuzu bağımsız olmaya teşvik edin yoksa yardım almadan bir şey yapamayacağını düşünmeye başlayacaktır.

Verilen talimat ve açıklamalar kısa ve öz olmalı. Disleksik çocuklar sadece kısa bir süre için konsantre olabilirler. Bundan dolayı, kısa aralar belirlemek önemlidir.

Çocuğunuzla ek alıştırmalar yapmanız gerektiğinde, belirlenen zamana uyulması önemlidir.

Daha ileri bir seviyede yerinde saymaktansa, bir adım geri gidip çocuğa başarılı olduğu hissini vermek daha iyidir. Çocuk başarılı olamazsa bile, istekliliği ve sarf ettiği çaba takdir edilmelidir.

 

Okul ile anne-baba arasındaki etkileşimi

 

Çocuğum sınıfta bir istisna mı?

 

• Birçok anne-baba, yalnızca kendi çocuklarının sorunlar yaşadığını düşünürler çünkü sınıfın geri kalanı hakkında bilgileri yoktur.

Unutmayın ki her sınıfta okuma, yazma ve heceleme zorluğu çeken birileri mutlaka vardır.

Öğretmenle çocuğumun sorunları hakkında nasıl konuşabilirim?

• Çocuğun başarı seviyesi sık sık bir uçtan diğerine savrulur ve öğretmen için anlaşılmaz bir hal alır; özellikle de başarı en yüksek seviyeye ulaştıysa (“İsteyince, yapıyorsun.”).

• Sorun hakkında öğretmenle konuşmak ve ondan yardım istemek önemlidir.

• Öğretmene, onunla işbirliği içinde çocuğunuza yardım etmeye istekli olduğunuzu gösterin ve ona baskı yaptığınız hissi vermekten kaçının. Öğretmenden, çocuğunuzu yazılı sınavdan ziyade sözlüyle değerlendirmesini rica edin.

 

Öğretmen sorunumuzu ciddiye almazsa ne yapabiliriz?

 

Anne-babalar müdürlere, yerel eğitim idaresine ve anne-baba destek gruplarına yönelebilirler.

Anne-babalar bir araya gelip birbirlerine yardımcı olmak için bir grup kurabilir ve bu grupta aktif olarak yer alabilirler.

 

Anne-baba ve okul arasındaki dayanışmada yaygın olarak karşılaşılan sorunlar:

 

Çocuğun öğretmen tarafından aşağılanması bazı öğretmenlerin, disleksik çocuklarla çalışmaya yönelik bir eğitim almamış olmaları sınıf arkadaşları tarafından ezilmek.

 

Çocuğun gittiği ilkokulun, bir sorun olduğunu kabul etmek istememesi.

 

Öğretmenlerin çocuğa ve anne-babasına karşı tavrı anne-babaların, çocuğun sınavlarına çalışma yönteminden duydukları hoşnutsuzluk.

 

Bu gibi durumlarda ne yapılabilir?

 

Suçluluk hissetmeyin. Kendinizi ya da herhangi birini suçlamayın. Onun yerine, çocuğunuzun da herkes gibi kendine özgü ve özel bir birey olduğunu unutmayın. Çocuğunuz söz konusu olduğunda uzmanın siz olduğunu unutmayın. Diğer uzmanlardan (öğretmen, psikolog, vs.) tavsiyeleri, çocuğunuzun ihtiyaçlarına uygun hale getirin.

Çocuğunuzun okuluyla işbirliği geliştirmede aktif davranın. Unutmayın ki; çocuğunuzun okulundakiler, okul zaman fark edemeyebilir.

Çocuğunuzu savunun! Eğer çocuğunuzun haklarını siz korumazsanız, sanmayın ki başkası korur.

Çocuğun özgüven ve motivasyon sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzda mutlaka takdir edebileceğiniz bir özellik vardır. Bunu bulmaya çalışın ve bunu, çocuğunuzu motive etmede kullanın.

Gelen makul tavsiyeleri göz önünde bulundurun; fakat bu beklentileriniz yüksek tutun ama gerçekçi olun. Beklentiler, hangi alanda olursa olsun, başarı için önkoşuldur; fakat her zaman gerçeklerle karşılaştırılmalıdırlar.

Gerçekçi hedefler koyun. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını tam olarak bilen biri olarak, ona gerçekçi hedefler koyabilirsiniz. Kendi başına yapabileceklerini, onun yerine siz yapmayın. Aşırı koruyucu olmayın. Çocuğunuz diğer çocuklarla aynı yeteneklere sahip, sadece biraz daha fazla zamana, toleransa ve anlayışa ihtiyacı var.

 

Çocuğunuzun öğrenme stilini göz önünde bulundurun.

Çocuğunuzun durumunu değerlendirip, öğrenme eylemini kendisine en uygun olan yöntemle gerçekleştirmesi için ona yardım edin.

Uzun vadeli düşünün ve sabırlı olun. Çocuğunuzun; okumayı, yazmayı ve hecelemeyi öğrenmek için diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyacı olabilir; ancak bu gelecek için hiçbir umut olmadığı anlamına gelmez.

İyimser olun!

 

KENDİ ÖĞRENME STİLİNİ BULMAK

 

Öğrenme Stilleri, insanların öğrenimde kullandıkları farklı yollardır.

Disleksik çocuklara destek olunması, onların etkin öğrenme stratejileri geliştirmelerine yardımcı olmak açısından önemlidir.

 

Aşağıdaki önemli unsurlar çocuğun öğrenme süreçlerini etkiler:

 

Bireysel öğrenme tercihleri: Çocuğunuz; görsel ya da işitsel yöntemlerle mi yoksa kinestetik olarak mı öğrenmeyi tercih ediyor?

 

Kişilik türü: Çocuğunuz risk almayı sever mi, yoksa tedbirli ve düşünceli midir?

Sosyal faktörler: Çocuğunuz yalnız mı yoksa bir grup içinde mi çalışmayı tercih ediyor?

Algısal süreç: Çocuğunuz; hatırlama, kavrama ve bilgi işleme bakımından başarılı mıdır?

 

Hareket: Çocuğunuz, aktif bir şekilde, deneyerek mi yoksa pasif bir şekilde, gözlemleyip taklit ederek mi öğrenmeyi tercih ediyor?

Diğer faktörler: Okul ortamı, öğrenme ortamı ve sınıftaki atmosfer, öğretim stili, çocuk üzerindeki beklentiler ve ailedeki öğrenme koşulları.

 

Bir çocuk nasıl öğreneceğini nasıl öğrenir?

 

Öğrenme tercihlerine bakarak:

Görsel olarak: Videolar, filmler vs. ile.

İşitsel: Dinleyerek

Kinestetik olarak: Uygulamalı aktivitelerle

Ayrıca,çevresel tercihleri de göz önünde bulundurmak önemlidir:

Işık, tasarım, ses/müzik, yalnız ve başkalarıyla çalışmak

 

 

 OKUL YAŞAMI

 

Disleksik Bir Çocuğa Yardım Etmek İçin Anne-Baba Ve Öğretmenlerin Düzenli Bilgi alışverişinde olmaları gerekir.

 

Çocuklar ne dedi:

 

Okul eğlenceli olmalı. Okulda sıkı çalışılmalı; fakat korkuya yer olmamalı.

Diğerleriyle birlikte öğrenmek isterim; herkes ne yapabildiğini gösterebilmeli.

Yanlışlar yaptığımda, bana gülünmesini istemem.

Bu beni incitiyor.

Soru sormaya cesaretim olsun isterim.

Başarılı olduğumda takdir edilmek isterim.

En iyi öğrenme yolunu bilmek isterim.

Okuma, yazma ve hecelemeyi düzgün şekilde nasıl yapacağımı bilmek isterim.

Dikkatli olmanın ve işime yoğunlaşmanın, öğrenmeme nasıl faydalı olabileceğini bilmek isterim.

Sadece bir kere de olsa, bir sınavda en iyilerin arasında olmak isterim.

Birçok kalın kitap okumak ve de onlardan bir şeyler öğrenmek isterim.

 

Yardımcı olma yolları

 

Okuma, yazma ve hecelemede özel öğrenme güçlüğü çeken çocuklara yardımcı olmak için en iyi yol;

Derslerde veya birebir ilişkilerde farklı yöntemler kullanmaktır.

Öğretmenin; çocuğun ihtiyaçlarının farkına varması ve bunları göz önünde bulundurarak doğru tepkiler vermesi çok önemlidir.

 

Disleksik bir çocuğa okulda neler faydalı olur?

 

Öğrenmek ve öğretmek için gerekli olan temel ilkeler; birbirinin güçlü ve zayıf yanlarına saygım göstermek ve karşısındakini anlayışla karşılayıp onunla ilgilenmektir. O zaman, sorunların üstesinden birlikte gelmek mümkün olur.

Çocuklar farklı hızlarda gelişir ve olgunlaşırlar. Bu yüzden, okulun ilk yılında çok fazla baskıya maruz kalmamaları önemlidir.

Çocuk, okunaklı ve düzgün yazmaya teşvik edilmeli.

Böylece yanlışlarını kendisinin görmesi kolaylaşır. Bu yüzden, yazarken çocuğa baskı yapılmamalıdır.

Çocuğun yazmada ciddi sorunlar yaşaması, dispraksisi olduğu anlamına gelebilir.

Çocuğu, çok erken bir evrede sınıfın önünde okumak zorunda bırakmak, korkuya dolayısıyla da başarısızlığa yol açar. Sadece gönüllü olanlardan okumalarını istemek ya da çocuklara, önceden hazırlanabilecekleri kısa metinler vermek daha uygun bir yoldur.

Eğer bir çocuk, görme, işitme ya da konsantrasyon sorunu yaşıyorsa veya dikkati çok kolay dağılıyorsa; çocuğun doğru yerde oturduğundan emin olun. Ders anlatılırken veya tahtadakileri defterine geçirirken, çocuk öğretmeni ve tahtayı kolayca görebilmeli.

Yanında doğru kişinin oturması, çocuğun konsantre olup olamamasında önemli bir rol oynar. Uslu çocuk, hareketli çocuğu uysallaştırır; öte yandan, hareketli çocuk dikkat dağıtıcı bir etmen olabilir.

Öğretmenler buna dikkat etmeli sınıfın durumu hakkında çocuklarla ve anne- babalarla konuşmalı.

Gürültüye duyarlı olan çocuklar, arka plandaki sesleri duymazdan gelmekte zorluk çekerler. Sınıfta sessiz bir yere ihtiyaçları vardır.

Eğer çocuk evde okulda olduğundan daha iyi çalışıyorsa, bunun nedenleri, korku ya da gürültüye karşı hassaslık olabilir. Sınıfta öğrenmek çok yorucu olursa, çocuk yardıma ihtiyaç duyar. Defterlerine geçirmeleri için, bolca zaman verilmelidir.

Çalışma ve oynama süreleri dengeli ayarlanmalıdır. Tatiller, öncelikli olarak dinlenmek için kullanılmalıdır. Ancak, eğer çocuk istekliyse bir şeyler okuyabilir ya da okunan bir şeyleri dinleyebilir.

Bu, boş zamanlarının değerlenmesine de yardımcı olur. Tepegöz kullanıldığında, bazı çocuklar için, beyaz zemindeki siyah yazıları okumak sorun olabilir. Bu, onlar için çok zordur.

Yeni bir konu öğrenirken, alıştırma veya tekrar yaparken, dersi tahtada anlatmak, grup çalışması, bireysel çalışma yapmak gibi çeşitli öğretme yolları kullanılmalı. Farklı yöntemler kullanmak, çocuğun derse dikkatini vermesine ve konsantre olmasına yardımcı olur.

Çocuğa sabırla ve onun anlayabileceği bir şekilde, neden sınavların ve testlerin, öğrenme sürecinin gerekli birer parçası olduklarını açıklayın. Konuları tekrar etmeye yeterince erken başlamak ve önüne net hedefler koymak; çocuğun, kendisini sınavlara hazır hissetmesine yardımcı olur.

Çocuğun, konuları iyi tekrar ettiğini ve bildiklerini göstermeye hazır olduğunu hissetmesi gereklidir.

Çocukların çeşitli sınavlar için konu tekrarı yapmak, şiir ezberlemek, proje hazırlamak veya kompozisyon yazmak gibi işleri organize etmelerinde yardıma ihtiyaçları vardır.

Çocuğu soruları defterine geçirmek zorunda bırakmamak için, yazılı sınav soruları kullanılmalıdır.

Tekrarlanması gereken çok fazla konu olmamalıdır.

Eğer çocuk, kelimeleri sürekli olarak farklı şekillerde heceliyorsa, çocuğun bilgileri akılda tutmaya yönelik bir sorunu olup olmadığını anlamaya çalışmak iyi olabilir.

Sınavlarda disleksik çocuklara daha uzun süre verilmelidir ya da onlara verilen metinler mümkün olduğunca kısa olmalıdır.

Sınavlar değerlendirilirken, çocuğun başarılı olduğu yönler ön planda tutulmalıdır. Sözlülerde de, her zaman, çocuğu rahatlatmak için, onu yüreklendirecek sözler sarf edilmelidir.

Çalışma materyalleri yeterince zaman varken dağıtılmalıdır ki, çocuk sınava iyi hazırlanabilsin.

Başarı, bir çocuğu motive eder ve ona güven verir.

Sözlüler, yazım hataları yapma korkusu taşımayacakları için, disleksik çocuklara daha başarılı olma şansı verir.

Çocukların yetenekleri ölçüsünde katkıda bulunabileceği iyi tasarlanmış projeler, onları bağımsız çalışmaya teşvik eder, onların güvenlerini ve yaratıcılıklarını attırır.

Notlar çocukların derslere katılımını da içermelidir. Öğrenilecek birçok konudan yapılan yazılıların getirdiği ağır yük, daha az konuyu kapsayan sözlüler yaparak azaltılabilir. Bu, disleksik çocuklara istikrarlı bir başarı yakalama fırsatı verir. Bu, aynı zamanda, onların özgüvenlerinin artmasına da neden olur.

Disleksisi olan bir çocuk, eğitimi ile ilgili bireysel ihtiyaçları dikkate alınırsa, okuldan zevk alacaktır.

 

 

 

 

 

 

GÜNLÜK YAŞAM

 

Disleksisi olan bir çocuk için okumaktan zevk almak, çoğunlukla zordur. Çocuğunuza, onunla evde düzenli egzersizler yaparak yardımcı olabilirsiniz. Temel egzersizler okuma, yazma ve heceleme öğrenilmeye başlandığında, sessel farkındalığı (fonemik farkındalık, fonololojik farkındalık) geliştirmek için 4 alanda egzersiz yapılmalıdır.

Söylenen kelimeleri, onları oluşturan seslere ayırmak ses parçalanması).

Ses / harf uygunluğu (grafik ile fonem uygunluğu).

Harflerin seslerini bir araya getirmek.

Kelimeleri hecelerine ayırmak (hece parçalanması).

Kelimeleri, kendilerini oluşturan ayrı seslere parçalamak Okumayı öğrenmeden önce birçok çocuk; kelimelerin, farklı seslerden oluşmuş olduklarını bilmez. Örneğin, kedi kelimesinin “k”, “e”, “d”, “i” seslerinden oluştuğunu bilmezler. Kelimeleri seslere bölme becerisi aşağıdaki egzersizlerle öğrenilebilir.

Örneğin: Bunları sorun:

Köpek ya da tavuk kelimeleri hangi seslerle başlar?

Kaz kelimesiyle hangisi kafiyelidir? Saz mı, Söz mü?

Bez ve yaz kelimelerini oluşturan sesler hangileridir?

Hangi kelimede b-e-z, ve y-a-z sesleri var?

Okumayı öğrenmeye başlayınca, harfleri isimleri ile değil sesleri ile ifade edin.

 

 

. BÖLÜM AVRUPA VE TÜRKİYEDEKİ MEVZUATLAR

 

 AVRUPA MEVZUATI

 

Disleksik çocuklar, Özel Eğitim gereksinimleri olan öğrenciler grubuna dahildir. ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ (Birleşmiş Milletler, 1989) tarafından güvenceye alınan temel hakları şöyle ifade edilmektedir:

• Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle (...) (Madde 28)

• Taraf Devletler, çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler;

a) Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yetilerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi; (...) (Madde 29)

Çocuk Hakları Sözleşmesi

Üstteki maddeler, her çocuğun şu haklara sahip olduğu anlamına gelir:

☺ Kendi “Özel Eğitim İhtiyaçları”na dair tanılara erişim

☺ Ders programının ve eğitim yöntemlerinin kendisine

Temel haklar uyarlanması

☺ Beklentilerin çocuğun yeteneklerine göre kendisine

☺ Haklarına saygı gösterilmediği takdirde, anne-babasının özel bir kişiye/kuruma başvurması

Bazı ülkelerden, üstteki maddelerin hayata geçirilmesine yardımcı olacak çeşitli düzenlemeler

yapılmıştır.

☺ Sınıfın önünde sesli okuma zorunluluğundan muafiyet

Örneğin; Brezilya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Almanya – kısmen; İrlanda, Norveç, Polonya, İsveç, ABD

☺ İmla hatalarından not kırılmaması

Örneğin; Brezilya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Almanya, İtalya, Norveç, Polonya Sınıfta

☺ Çirkin yazıdan not kırılmaması

Örneğin; Brezilya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Norveç, Polonya

☺ Bilgisayar ya da daktilo kullanımına izin verilmesi

Örneğin; Avusturya –sadece yaşça büyük öğrenciler için-, Belçika, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Fransa,

Almanya, Macaristan, İrlanda, Norveç, Polonya, Slovenya, İspanya İrlanda, İngiltere, ABD

☺ yazılıdan ziyade sözlü ya da teypten ders çalışılması

Örneğin; Belçika, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İrlanda, Norveç, Polonya, Rusya, İngiltere, ABD

 

 

 

 

 

ÖĞRENMEMEK İMKÂNSIZ

 

Disleksi tanımı yaparken disleksi ne bir hastalık ne de bir özürdür demiştik.

Dislektik çocuklar normal çocuklarla aynı hızda olmadan da öğrenirler yeterki uygun program, saygı ve güven ortamı oluşturulsun. Dislektik çocuk kendine olan güvenini kaybetmeden başarısızlığı kendine bir kader olarak görmeden önce aile ve öğretmenler durumun farkına varıp teşhis edilmesini sağlayabilirlerse dislektik çocuk akranları kadar mutlu ve kendi yetenekleri çerçevesinde başarılı olabilir. Özellikle kırsal kesimde Ailenin bilinçli olması her zaman mümkün olmuyor, bu noktada en büyük görev öğretmenlere düşüyor. Çocuğu eleştirmek ya da tembel diye yaftalamak yerine sorunun ne olabileceğini araştıran ve aile ve öğrenciyi yönlendiren bir öğretmen hayata bir birey kazandırmış demektir. Dislektik çocuklarda zekâ seviyesinin normal bireylerden daha yüksek olduğu varsayımı ile hareket edersek, ilgi alanı tespit edilmiş ve gerekli donanım ile desteklenen çocuğun başarısız olması mümkün değil.

Nörolojik farklılıklar ve öğrenme sırasında beynin farklı işleyişi, dislektiklere 3 boyutlu düşünme, mekânsal muhakeme, görsel kavrayış kabiliyeti kazandırıyor. Bu da problem çözmede ve yaratıcılıkta sıra dışı bakış açıları sunuyor kendilerine bu kişiler öğrenme sürecinde beyinlerinin farklı işleyişiyle birlikte şu özelikleri kazanırlar:

< Ortalamanın üzerinde bir meraka sahiptirler.

< Çevrelerinde olup bitenler ya da yer alanlar hakkında oldukça yüksek bir farkındalık

yakalamışlardır.

< Kelimelerle düşünmek yerine resimlerle düşünürler.

< Sezgisel bir düşünüş ve anlayışa sahiptirler.

< Çok boyutlu olarak düşünür ve algılarlar.

< Düşüncelerini realiteye, şekil, imaj ya da biçimlere dökebilirler.

< Düşündüklerini hayal güçlerinde oldukça canlı ve berrak şekilde canlandırabilirler.

< Sözel, işitsel ve görsel algıları güçlüdür.

< Mekânsal muhakeme ve görsel kavrayış yetenekleri güçlüdür.

 

DİSLEKTİK ÜNLÜLER

İşte tarihten ve bugünden okuma ve yazma güçlüğü çeken, ancak başarının peşini bırakmayan

ünlü dislektiklerin uzayıp giden listesi: Leonardo Da Vinci, Einstein, Thomas Edison, Düşünen Adam heykelinin sahibi ünlü heykeltraş Rodin, Alexander Graham Bell, Winston Churchill, Walt Disney, Agatha Christie, Henry Ford, Matrix’in baş aktörü Keanu Reeves, Richard Branson, Yırtık Rahibe ve Hayalet filmlerinin sevimli oyuncusu Whoopi Goldberg, Tom Cruise, şarkıcı ve oyuncu Cher…

 

Edison

 

 12 Yaşında Algılama Yetersizliği Nedeniyle Okuldan Atılan Edison’un Başarı Öyküsü 1847’de doğan bilim adamı ve mucit Thomas Edison, okul yıllarında matematik dersini kavramakta oldukça güçlük çekiyor, anlatılanlara konsantre olamıyor, kelimeleri kullanma ve konuşma da zorlanıyordu. Algılama ve duyma yetersizliği nedeniyle okuldan uzaklaştırılan Edison, 3 yıl boyunca özel öğretmen eşliğinde devam etti eğitimine. Meraklı kişiliği ve bilime tutkusu, son teknolojik gelişmelerin doymak bilmez takipçisine döndürmüştü onu. 10 yaşında kendisini fizik ve kimya kitaplarına veren büyük mucit, evlerinin kilerinde bir labarotuvar kurdu. Okuldaki düşük performansına karşın üstün zekâsı Edison’u aralarında telgraf ve elektrik ampulünün de bulunduğu 1093 adet patentli buluşun sahibi ve modern bilimin kurucularından biri yaptı. Çalışma ve gayretin kudretine inanan Edison, ‘Dehanın yüzde 1’i ilham, yüzde 99’u ise alın teridir.’ diyordu.

 

Leonardo Da Vinci

 

Usta bir ressam, desinatör, bilim adamı ve düşünür olan Leonardo Da Vinci disleksiden muzdarip kişilerden biriydi. Büyük ressamdaki bu rahatsızlık kendisini en göze çarpıcı biçimde el yazısında gösterir. Yazıyı tersten, aynadan görünüş imajıyla, yani sağdan sola doğru yazıyordu Leonardo da Vinci. Bu durumun solak olan dislektiklerin çoğunda rastlanan bir davranış biçimi olduğu öne sürülür. Ve bu kişilerin tersten yazdıklarının farkında olmadıkları da bulgular arasındadır.  Ayrıca Leonardo Da Vinci’nin el yazısı oldukça karmaşık, düzensiz ve ilginç bir görüntüye sahiptir. Da

Vinci’nin bitirdiği projelere yeni baştan başlaması da dislektiklerin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır. Bunlar yanında çizimlerinin oldukça detaylı ve kusursuz oluşu, olağandışı bir sanat üslubu ve eserlerine akseden yaratıcı dehası disleksinin Leonardo Da Vinci’ye bahşettikleri arasında sayılıyor.

“Öğretmenim sersemin teki olduğumu söylüyor, babam da aptal olduğumu düşünüyordu. Bense artık budalanın teki olduğuma karar vermiştim.”

 

Winston Churchill/Devlet adamı

 

”Ailedeki en yavaş kişi olduğumu düşünürdüm. Korkarım oldukça haklıydım ve bu gerçeği kabul etmem gerekiyordu. Yazmak ve hecelemek benim için kabustu. Yazdığım harfler asıllarından çok farklı oluyordu. Okuma ve telaffuzum da felaket derecede kötüydü.”

 

Agahta Christie/Yazar

 

”Dikkatimi toplamak konusunda kendimi eğitmem gerekiyordu. Daha iyisini yapabileceğimi ve aynı zamanda daha iyi okuyabileceğimi herkese göstermekti dileğim.”

 

Tom Cruise/Oyuncu

”Okulda hep kötü notlar alırdım, C’ler, D’ler ve F’ler… Sonunda okuldan kaçtım. Öğrendiğim her şeyi dinleyerek aklıma sokmam gerekiyordu. Bu da beni çok zorluyordu. Karneme hep potansiyelimi tam anlamıyla kullanamadığım notu düşülürdü…”