ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

 

Matematik bozukluğunda; kişinin kronolojik yaşı, zekâ düzeyi ve yaşına göre aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda, matematik becerisi beklenilenin önemli ölçüde altındadır. Bu çocuklar işlem yapma da zorlanırlar, işlem yaparken yavaştırlar, sayı kavramını algılamakta, sembolleri ve çarpım tablosunu öğrenmede zorlanırlar. Problemi çözerken bağlantı kurmakta zorlanırlar.  Bu duruma eşlik eden sorunlar olsa bile matematik becerisi sorunları çok daha fazladır.

 

 

Okuma bozukluğunda; kişinin kronolojik yaşı, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında okuma başarısı, beklenilenin önemli derecede altındadır. Yine yaşam etkinlikleri bozulur ve okuma zorluğu, eşlik eden problemlerden daha ön plandadır. Okumadaki yanlışlıklar, okuma hızında yavaşlık, sesleri okumakta ve bazı harfleri öğrenmede güçlük, hecelemede ve harfleri ayırmada zorluk, yanlış sözcük kullanma ve sözcük hece atlamaları olmaktadır.

  

Yazılı anlatım bozukluğunda ise; becerileri ölçülen zekâ düzeyi, alınan eğitim göz önünde tutularak beklenilenin önemli derece altındadır. El yazısı yaşıtlarına oranla okunaksızdır ve yaşıtlarına göre daha yavaş yazdığı görülmektedir. Bazı harf ve sayıları ters yazarlar (b-d, d-t, m-n, g-y, 2-5 gibi), bazı harf ve heceleri atlarlar, ters yazarlar (ab-ba) ve ya harf ve hece eklemeleri (gider-gideri vs.), sıkça imla hataları yaparlar.

Belli alanlarda yetersizlik yaşayan çocuk, dolayısıyla ders çalışmayı, ödev yapmayı, kitap okumayı sevmez, kolay sıkılır, dikkat süresi kısadır.

Çalışırken birisinin yönlendirmesine ihtiyaç duyarlar. Genellikle eşya, oda düzeni konusunda sorun yaşarlar, zaman (bugün-yarın), yön kavramında (kuzey-güney-doğu-batı), saati öğrenmede güçlük yaşarlar. Dili kullanma becerisi zayıftır. Hikâye anlatma, bir olayı anlatma, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmede, soyut kavramları anlamada zorluk yaşarlar. Motor becerileri zayıftır sık sık sakarlık yaşarlar. 

Bu özellikler bu çocukların toplumda farklı ve başarısız algılanmalarına sebep olmakta, kişinin eğitimini, meslek hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla sosyal ilişkiler azalmakta ve kendine güven azalmaktadır. Öğrenme bozuklukları genelde çocuk okula başladıktan sonra, kendisinden beklenen akademik performansı gösteremediği durumda fark edilmektedir.

 

 

 

Bazı çocuklarda davranım bozukluğu, karşıt- olma, karşı-gelme bozukluğu, dikkat eksikliği-Hiperaktivite bozukluğu, majör depresif bozukluk veya distimik bozukluklarla birlikte öğrenme bozukluğu da bulunabilir.

 

 

 

Dil gelişimindeki gecikmeler, öğrenme bozuklukları ile birlikte görülebilirler.

 

 

 

Erken dönemde teşhis edilip, gereken tedavi ve eğitim alınması gerekir. Tanı koymada değerlendirmenin temel taşı psikometrik testlerdir. Çocuğun hangi alanda yetersizlik yaşadığı klinik ortamda bir takım test ve tekniklerle belirlendikten sonra çocuğa özgü özel eğitim planı yapılarak, aile-öğretmen işbirliği ile tedavi yürütülmelidir. Tıbbi boyut ve özel eğitim önem taşımaktadır.

 

 

 

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NE DEĞİLDİR?

 

 

 

Özgül öğrenme güçlüğü, zihinsel yetersizlik, otizm, görme yetersizliği veya davranış sorunları ile aynı değildir. Kültür farklılıklarından kaynaklanan durumlar söz konusu ise, öğrenme güçlüğü düşünülmez.

 

 

 

Kalıtsaldır. Ailedeki bireylerde görülebilir. Kalıtsal nörolojik hastalıklarla ilişkisinin olabileceği düşünülmektedir. Yakın akraba evlilikleri ortaya çıkma ihmalini artırır. Hamilelik ya da doğum sırasındaki hastalık veya travmalar ortaya çıkmasını tetikler. Hamilelik sırasında; ilaç ve alkol kötüye kullanımı, kan uyuşmazlığı, zamanından erken ya da geç doğum, oksijen yetmezliği veya doğum ağırlığının düşük olması da ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

 

 

Doğum sonrasında ve erken çocukluk dönemlerindeki, kafa travmaları, ileri derecede besin yetersizliği, öğrenme güçlüğüne neden olabilir.

 

 

 

Öğrenme; algılama, organize etme, depolama ve gerektiğinde bilgiyi göstermeyi içeren bilginin kazanılması işlevidir, bu tanıma göre önce bilgi beyne ulaşmalı(girdi), sonra organize edilmeli, anlaşılmalı (bütünleme), ardından depolanmalı (bellek) ve gerektiğinde dışarı verilmeli yani kullanılmalıdır (çıktı). Öğrenme sürecinde yaşanan bu aşamalardan birinde ya da bir kaçında bir sorun olduğunda özgül öğrenme güçlüğü ortaya çıkar.

 

 

 

Girdiler beyine beş duyumuz yolu ile ulaşıp, beyinde işlenerek algılanır. Kişi şekil ve pozisyona dayalı karıştırmalar yapıyorsa, harf ya da kelimeler birbirine karıştırılıyorsa, ters görünüyorsa; ‘b’ yerine ‘p’, ‘d’ ya da ‘koç’ yerine ‘çok’ yazıyorsa, harf, kelime, satır atlıyorsa, uzaklık, boyut, derinlik algılamada zorlanıyorsa ‘görsel algı’ sorunları yaşıyor demektir. 

 

 

 

Sesleri yanlış algılıyorsa, sesleri ayırt edemiyor veya birbirine odaklayamıyorsa, cümleleri eksik ya da yanlış algılıyorsa, ‘işitsel algı’ sorunları yaşıyordur.

 

 

 

Dokunarak bir nesneyi tanımlayamıyor, şeklini sayısını ayırt edemiyorsa ‘dokunsal algı’ sorunu yaşıyordur.

Bu sorunlar, okuma, yazma, yön bulma, basket atma, merdiven inme, çukur atlama ya da dağınık bir çekmeceden aradığı objeyi bulmada, çok sesli bir ortamda söylenileni duyma ve anlamada hızlı bir konuşmayı izleme ve bütünüyle algılamada zorlanmaya neden olurlar.

 

 

 

b- Bütünleme Sorunları: Bu aşamada, algılanan bilgi sınırlanır kullanıldığı ortama göre yorumlanır (soyutlama), önceki bilgilerle bağlantı kurulur ve anlam kazanır. Bu süreçte bir sorun varsa, çocuk duyduğu ya da okuduğu bir öyküyü doğru sırada aktaramaz, harflerin dizgisini karıştırır, ayları, günleri sıralı sayamaz. Öncesini, sonrasını karıştırır. Kelimelerin kullanış biçimlerine göre taşıdıkları anlamları ayırt edemez, şakaları ve deyimleri anlamakta zorluk çeker. Bir konunun ana fikrini bulmada zorlanır. Yaşamını programlayamaz ve çevresini düzenleyemez.

 

c- Bellek Sorunları: Algılanıp kaydedilen bilgi ileride hatırlanıp kullanılmak üzere saklanır. Bazen de kısa sürede(dikkatimizi sürdürdüğümüz süre içinde) bilgiyi kullanmamız gerekebilir.6-7 kelimelik bir cümleyi akılda tutarak yazabilmek, ödevleri akılda tutabilmek, bir şiiri ya da çarpım tablosunu ezberlemek, birkaç tekrarla öğrenebilmek gibi. Bu bilgiler birkaç tekrardan sonra, daha sonra kullanılmak üzere uzun süreli bellekte kaydedilir. Çocuk akşam ezberlediği bir şiiri sabah unutabilir. Sınıftan çıkarken hatırında tuttuğu bir ödevi eve gelince unutabilir. Bununla beraber bir yıl önceki bir olayı, geçen yıllarda öğrendiği bir bilgiyi rahat aktarabilir. Çünkü bilgiyi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada sorun yaşıyordur. Çocuğun yaşıtlarının az tekrarla öğrenebildikleri bilgileri öğrenebilmek için daha fazla tekrar etmesi gerekir.

 

d- Çıktı Sorunları: Kazanılmış bilgiler ya konuşma yoluyla ya da yapıp çizerek, hareket ederek dışarı aktarılır. Çocuğun kazanılmış bilgileri kullanmada sorunu varsa; kendiliğinden konuştuğunda, akıcı ve düzgün konuşurken, sorulara yanıt vermede aynı beceriyi gösteremez, tutuklaşır. Konuşma anında sorulan soruya uygun yanıt vermede zorlanır. Geçiştirmeye çalışır. Bu çevresindeki herkes için şaşırtıcıdır. Yürürken, koşarken bir şeylere takılır, yalpalar. Yazmaya ilişkin de güçlükler yaşayabilir, çabuk yorulur, hatalı ve ağır yazar.

 

Duygusal, Sosyal, Aile İçi sorunlar olabilir mi?

 

Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar uzun bir süre evde ve okulda gözden kaçırılır. Ancak zamanla çocukta başarısızlık, ilgisizlik, derse kendini verememe, arkadaşlar arasında sorunlar fark edilerek duygusal bir sorun olup, olmadığı araştırılır. Öğretmenler bir süre aileyi ilgisizlikle suçlayabilirler. Çocukta gözlenen duygusal problemler, bezginlik, kendine güvensiz, değersiz ve kötü hissetme, yeterince zeki olmadığını düşünme, kavgacılık ve çabuk alınmadır. Bedensel yakınmalar ortaya çıkabilir (baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı vb.) ya da okula gitmede isteksizlik gözlenebilir. Bazen sınıf içinde komiklik, yaramazlık yaparak dikkat çekmeye çalışırlar.

 

Sosyal sorunlar okulla sınırlı kalmaz. Doğrudan ilişkiler bozulduğu için, çocuğun tüm yaşamını zorlaştırır. ÖÖG olan çocuklar, duyguları anlama ve ayırt etmede, sınırlarını bilme ve kendini kontrol etmede, uyarıları yerinde ve doğru anlamada güçlük çektikleri için işler kötüye gider.

 

Bazen de çevreyi bir biçimde kontrol altına alıp, yönetimi ele geçirmek için kendi isteklerini elde etme konusunda çevreyi zorlar. ÖÖG tanısı profesyonel bir ekip ( psikiyatrist, psikolojik danışman, psikolog) tarafından konulmalıdır. Öncelikle çocuğun görme ve işitme duyuları ile ilgili bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Bunlar yoksa zihinsel durumu ve okul başarısı değerlendirilmelidir. Başarısızlığı zihinsel durumla açıklanmıyorsa ÖÖG için gerekli değerlendirmeler yapılmalıdır.

 

Bu çocukların eğitsel tedavi almaları gerekmektedir. Eğitsel tedavinin amacı çocuğun güçsüz olduğu yönleri güçlendirmek ve güçlü yönlerini de desteklemektir.

 

Öğrencinin güçlü yönleri sınıf içinde vurgulanarak, başarabileceği ödevlerden başlayarak, sorumluluk vererek onun sınıf içinde kendine güveninin artması sağlanabilir. Öğrenmeye daha istekli hale getirilebilir.Ön sıralarda oturtmak, öğretmeni ve dersi takip etmesini kolaylaştıracaktır. Bilgiyi kazanıp kazanmadığını sınamanın en iyi yolu daha iyi öğrendiği yöntemden faydalanmaktır. ÖÖG olan çocukların bazıları görerek, bazıları işiterek daha kolay öğrenmektedirler. Örneğin ağır yazıyor ve yetiştiremiyorsa, sözlü sınav yapılabilir. Tam tersine motor becerileri iyi, ancak ifade edici dil becerisi iyi olmayan bir öğrenciden bilgisini tahtaya yazarak aktarması istenebilir.

 

Zayıf yönlerine odaklanarak onları hayal kırıklığına uğratmaktansa, güçlü taraflarını ortaya çıkarmak gerekir. Örneğin, ince motor becerileri zayıf olan çocuklar basketbol, makas kullanma gibi göz-el ilişkisine dayalı aktivitelerde başarısızdır, başarabilecekleri aktivitelere yönlendirmek gerekir.

 

Öğretmenlerin yapabilecekleri;

 

Çocuğu öne oturtturun, şefkatli,  sevecen davranın. Bazen elinizi omzuna dokundurun.

 

Soru soracağınızda, soruya öğrencinizin ismini ekleyin.

 

Dikkati dağılan öğrenciye konu ile ilgili olmasa bile bir soru yöneltin.

 

Basit, anlaşılır ve kolay direktifler verin (24. sayfa, 2.paragraf gibi).

 

Ödevlerinin uzun olmamasına dikkat edin ve mutlaka ödevlerini kontrol edin.

 

Fiziksel ve düşünsel aktiviteleri dönüşümlü uygulayın.

 

Dersleri ilginç hale getirin. Öğrencilerin özel meraklarını ders konularına katın.

 

Öğrenci ile iletişiminde yumuşak bir ses tonu kullanınız.

Sürekli motive edin.

 

Günlük çalışma planı hazırlayabilirsiniz.

 

Okul Başarısının Arttırılması İçin Yapılabilecekler;

 

Okuma için ek süre verin.

 

Yazıyı önceden okumasını sağlayın.

 

Yazısı az olan sayfayı seçin.

 

Sözel Anlatımda Zorluğu Olan Öğrenciler İçin;

 

Tüm sözel yanıtları kabul edin,

 

Sözel bildirim yerine gösterimi (görsel veriyi)  kabul edin,

 

Öğrenciyi yeni fikirler ve deneyimler hakkında konuşmak için cesaretlendirin.

 

Öğrencinin kolayca konuşabileceği konular seçin.

 

Yazılı Anlatım Zorluğu Olan Çocuklar İçin;

 

Bildirim için yazı dışındaki seçenekleri kabul edin (gösterim ile sesli olarak)

 

İmkânı varsa bilgisayar kaydını kabul edin.

 

Büyük miktarda yazılı görev vermeyin.

Çoktan seçmeli ya da boşluk doldurma şeklinde sınav uygulayın.

 

Matematikte Zorluğu Olan Öğrenciler İçin;

 

Rakamları yerleştirmek için kareli kâğıt kullanın.

 

Matematik için ek süre verin.

 

Doğrusunu göstermek için hemen geri bildirim verin.

Ders çalışmayı düzenlemek için öğretmenin, kurumun ailenin desteğini izleyin.

 

Yapılmış ödevleri kontrol edin.

 

Günlük/haftalık gelişimleri kontrol edin.

 

Düzenli olması için sırasını ve defterini sık sık kontrol edin

 

Bir seferde yalnız bir görev verin.

 

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus; düzeltici çalışmaların oldukça zahmetli olması, uzun sürmesi ve sonuçlarının geç alınmasıdır.

 

Sınıfta ÖÖG olan çocuklarla özel olarak ilgilenmek, bu çocukların farklılığını kavrayarak, onları olduğu gibi kabul ederek ve güçlüklerinin üstesinden gelmeye yüreklendirerek, çocukların ilerideki akademik başarısını ve özgüvenini olumlu yönde etkilemektedir.

 

ÖĞRETMENLER EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNE HERKESTEN FAZLA ÖNEM VERMELİDİR.

Ebeveynler:

 

Çocuğunuzun bu güçlüğü olduğunu kabul edin. Bu güçlüğün yapısal ve işlevsel bir sorundan kaynaklandığını unutmayın. Güçlüklerden dolayı karşılaştığı başarısızlıkları yadırgamayın.

 

Bu güçlüğün üstesinden gelmesi için yardımcı olabilecek psikolojik destek ve eğitim yöntemlerinden yararlanması için imkân sağlayın.

 

Kendini değerli hissetmesi, kendisine güvenebilmesi açısından yaşamında desteğinizin önemli olduğunu unutmayın.

 

Başarması için baskı yapmadan yapabileceği basit işlerden başlayarak onun zoru başarmada istekli olmasını sağlayabilirsiniz.

 

Çocuğunuzu okulla ilgili soru yağmuruna tutmayın. Zaten sorunu olan bu alanda yaşadığı başarısızlığı evde gündeme getirmekten çekinecektir. Bekleyin ve sabırlı olun, bir gün mutlaka paylaşacaktır.

 

Disiplin kurallarında kararlı ve tutarlı olmanız onun güvende hissetmesini sağlayabileceği gibi sınırlarını bilmesine de yardımcı olacaktır.

 

Eğitim yöntemlerini evde küçük alıştırmalarla tekrarlayarak pekiştirebilirsiniz. Bazı çocuklar işiterek bazıları görerek daha iyi öğrenirler. Daha iyi öğrenebildiği alanı uzmanınızla konuşarak tespit etmeye çalışın ve öğretim yöntemlerinde bu alandan yardım alın. Örneğin işiterek öğrenen bir çocuğa konuyu siz anlatarak ve ya okuyarak ya da teypten dinleterek daha kolay öğretebilirsiniz.

 

Görerek daha iyi öğrenen çocuğun yazarak ve ya görsel mesajlar alarak, örneğin; bilgisayar yardımı ile öğrenmesine yardımcı olabilirsiniz.

 

Öğrenmeyi etkileyen unsurlardan biri de yapabildiğini görerek, yaptıklarından zevk almaktır.

 

Unutmayın onu diğer çocuklardan ayıran birçok olumlu özelliği vardır. Bunları keşfedin olumlu özelliklerini geliştirmesine fırsat verin.

 

Eğitsel tedavinin düzeyi çocuğunuzun güçlük düzeyine göre değişir (en az 6 ay).

Çocuğunuzun diğer çocuklardan farklı yanları vardır. Sorunu erken tanımanın çözüme gidilen en kısa yol olduğunu düşünerek hangi farklılıklara duyarlı olmalısınız?

 

Anaokulu döneminden itibaren sosyal ilişkilerde zorlanıyorlarsa,

 

Aşağı-yukarı, ön-arka, sağ-sol kavramlarını öğrenmede zorlanıyorsa;

 

Sayılar, semboller, şekiller, harfleri kopya ederken zorlanıyorsa; yolunu bulmada zorluk çekiyorsa, kayboluyor, sabah-öğlen gibi kavramları karıştırıyorsa saati, çarpım tablosunu, günleri, ayları, alfabeyi öğrenmede zorluk yaşıyorsa,

 

Toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemleri karıştırılıyorsa, erken uyarı sinyallerini almakta fayda vardır.

 

Aşırı hareketli ve dikkati dağınık olan öğrencinin öğrenmesine ket vurabilecek uyaranların azaltılması ve çevreden arındırılması gerekir.(Çocuğun ders çalıştığı odadaki parlak, dikkat çekici uyaranların azaltılması).

 

Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların çalışma becerilerini kullanma yeteneğindeki sınırlılıklardan dolayı çocuğa çalışma becerilerini kullanmasını sağlayıcı ev egzersizleri yaptırmak gerekir (günlük hazırlık ve temizlik işlerine katılma).

 

Bu çocuklar için, dikkat egzersizleri uygulanabilir (boncuk dizme).

 

Öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun olumsuz davranışlarını değiştirmek için davranış değiştirme yöntemleri uygulanabilir.

 

Öğrenme güçlüğü olan çocuk doktora gönderilip, fizyolojik problemi varsa tespit edilmelidir.

 

Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklarda görsel ve işitsel algılama problemi vardır. Bu çocukların görsel ve işitsel algı yeteneğini geliştirin.

 

Eşyaları sınıflandırma faaliyetleri (eşyaları renklerine, büyüklüklerine, şekillerine, cinslerine göre kümeleme).

 

Ayırt etme faaliyetleri; bu çalışmada resimler, geometrik şekiller ve desenli malzemeler kullanılır.

 

Hafıza oyunları; bu oyunlarda değişik tip eşyalar kullanarak bunların neyi hatırlattığı ve ya bunları görünce çocuğa ne hissettiği sorulur.

 

Gözlerini kapayarak hatırlatma oyunları oynama (el çırparak ellerini kaç defa çırptın diye sorun. Hatırlama oyunları iki, üç veya dört etaplı olabilir. Örneğin ‘mavi kitabı al, masanın üzerine git’.

 

Cümle tamamlama oyunları ( ‘ sirkte neler işittin ve sonra işittiğin neydi?’). Tanıma, ayırma ve lokalizasyon (geldiği yeri belirleme) faaliyetler; su, sesi, kapı sesi (çarpma şeklinde) köpek havlaması, kedi miyavlaması gibi her gün her yerde duyulabilen sesleri kullanarak ‘bu sesleri tanıyabiliyor musun? Hangi seslerin aynı ve hangilerinin ayrı olduğunu’ bu seslerin hangi taraftan geldiğini söyle bakalım’. Çeşitli egzersizler yapılabilir.

 

Çocuğumuzun yaşı ilerledikçe, gerekli müdahale yapılmadığı takdirde problemler de artacaktır. Okul-aile-uzman yardımı ve desteği ile çocuklarımızın yaşadıkları güçlükleri en aza indirgeyerek ve en önemlisi de gelişim dönemlerinde krize yol açmasına engel olarak, onlara yardımcı olabiliriz.